<$BlogMetaData$>




Ana Menü


HER ŞEY TÜRKE GÖRE TÜRK İÇİN TÜRK TARAFINDAN
VATANSEVER ANA SAYFA
Image Hosted by ImageShack.us
HUNTÜRK ŞİİR
YAŞADIKÇA TÜRKÇÜYÜZ
BİR MİLLET UYANIYOR
TURAN BİZİM ÜLKÜMÜZ
SİZİN SESİNİZ (TURAN YOLU FORM)
Turanyolu form açıldı! Sizde formda görüşlerinizi belirtmek ve üyemiz olmak istiyorsanız Tıklayınız: TURAN YOLU FORM
ŞAFAKTA AKIN
HABER
GÜNCEL HABER
Güncel haberleri takip edebileceğiniz, Türkçülükle alakalı birçok konuyu bulabileceğiniz yeni bir internet sitesi açıldı.. Tıklayınız: CİHAN TÜRK OLSUN
BAĞLANTILAR
DOST SİTELER
Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us
GÜNCEL
Ne yazık ki; Son yıllarda Türkiyede kasıtlı olarak her alanda bir fesat akımı başlamıştır. İşte o fesat akımlarından birisi ama en önemlisi Kürtçülük akımıdır! Sayfanın kurucusu Sedat HAMZA bu fesat akımın çözümüne ilişkin CihanTürkOlsun'da bir yazı yazmıştır,İşte O Yazı: YAZIYI OKU

SON EKLENENLER

Başlıksız

TÜRKÇÜ KİMDİR

TÜRKÇÜLÜK

KIZILELMA

TURANCILIK

TURANCILIK ROMANTİK BİR HAYAL DEĞİLDİR!

TURANCIYIZ NE OLACAK

AZERBAYCAN (Azərbaycan)

KAZAKİSTAN

GAGAVUZ YERİ

ESİR YURDU DOĞU TÜRKİSTAN

KIRGIZİSTAN

KARAKALPAKİSTAN

ÖZBEKİSTAN

KABARTAY-BALKAR TÜRKLERİ

TÜRKMENİSTAN

AFGANİSTANDA YAŞAYAN TÜRKLER

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

BULGARİSTANDA YAŞAYAN TÜRKLER

TATARİSTAN

İRAN'DA YAŞAYAN TÜRKLER

BAŞKURTİSTAN

AHISKA TÜRKLERİ

HAKASYA

MOĞOLİSTAN'DA YAŞAYAN TÜRKLER

Image Hosted by ImageShack.us

6/10/2007

ESİR YURDU DOĞU TÜRKİSTAN


Yüzölçümü : 1 828 418 km2

Nüfusu : 30 milyon (Yaklaşık)

Başkenti : Urumçi

Uzun tarihi boyunca Doğu Türkistan, İç ve Orta Asya'da kurulmuş olan Türk devletlerinin ve hanlıklarının merkezi olmuştur. M.Ö. 8-3 asırlarda İskitlere; M.Ö. 300- M.S. 93 yıllarında Hunlara; 522-744 döneminde Göktürk İmparatorluğuna; 744-840 devresinde Uygur devletine; 751-870 Karluk ve Karahanlılar İmparatorluğuna ve Saidiye Hanlığına merkez olan (1509-1679) bu Türk yurdu, tarihte daima önemli olmuş ve dikkatleri üzerine çekmiştir. 8. ve 18. asırlar arasındaki bin yıllık dönem, Çin İmparatorluğu ile önemli derecede kültürel ve siyasî işbirliğinin gerçekleştirildiği bir barış dönemi olmuştur. Ancak bu barış dönemi, Doğu Türkistan'ın 1759 yılında Çin Mançu İmparatorluğu'nun işgali ile son bulmuştur.

Günümüzde hala devam eden Doğu Türkistan’daki Çin işgali 1700'lü yılların ortalarında başlamıştır. 17. ve 18. yüzyıllarda Doğu Türkistan'da yaşanan iç savaşlar hem halkın birlik ve beraberliğini zedelemiş, hem de devletin gücünü zayıflatmıştı. Aynı dönemde Çin'de Mançu Hanedanlığı dönemi başlamıştı. 1911 yılında Mançu Çin İmparatorluğu yıkılıp, yerine Kuomintang Partisi'nin lideri Sun Yat Sen önderliğindeki Çin Cumhuriyeti kurulduğunda, Doğu Türkistan halen esaret altındaydı.

Kuomintang rejiminin Doğu Türkistan halkına yaptığı işkence ve zulüm, 1931 yılında halkın ayaklanarak bağımsızlık ilan etmesi ile sonuçlandı. Bu zamana kadar Doğu Türkistan Müslümanları dönemin siyasi koşullarını göz önünde bulundurarak herhangi bir bağımsızlık girişiminde bulunmaktan kaçınmışlardı. Çünkü Doğu Türkistan toprakları üzerine plan kuran yalnız Çinliler değildi. Sovyet Rusya da bu sahayı ele geçirmek için fırsat kolluyordu. Bu durumun farkında olan ve komünist Rusya'nın Batı Türkistan Müslümanlarına yaptığı eziyete şahit olan Doğu Türkistan halkı da, komünistlerin denetimi altına girmektense mevcut durumu muhafaza etmeyi tercih etmişti. Nitekim, 1931'deki bağımsızlık girişimi Doğu Türkistanlı Müslümanları, endişe ettikleri bu tehditle yüz yüze bıraktı. Çin, ancak komünist Rusya'nın desteği ile bu girişimi bastırabildi ve ülkenin büyük kısmı Sovyetler'in denetimine geçti.

Bu ilginç sonuç, bir dizi gelişmenin ardından ortaya çıktı: Doğu Türkistan isyanını tek başına bastıramayacağını anlayan Çin, Sovyetler Birliği ile gizli bir anlaşma imzalamıştı. Bu gizli anlaşma uyarınca, Ruslardan silah ve askeri destek sağladı. Ancak buna rağmen Müslümanların bağımsızlık hareketinin bastırılması mümkün olmadı. 1933'de Kızıl Ordu karadan Doğu Türkistan'a girerek Müslüman kuvvetleri mağlup etti. Müslümanlar Kızıl Ordu birliklerince toplu olarak katledildi, camileri ve mescitleri yıkıldı.

Bu sırada başlayan II. Dünya Savaşı ile birlikte Ruslar askerlerini Doğu Türkistan'dan çektiler. Öte yandan milliyetçi Çin hükümeti de, Mao'nun komünist gerillaları ile ülkenin çeşitli bölgelerinde devam eden savaşı kaybederek, Formoza (Tayvan)'ya çekildi. Çin toprakları komünist rejime teslim oldu ve tabii Doğu Türkistan da...

1944 yılında Bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu. Ne var ki Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin ömrü 1949 yılında Çin'de Mao'nun iktidarı ele geçirmesi ile son buldu.


Doğu Türkistan’da “Kızıl Dönem”

Dünya, bir komünist partinin iktidarı ele geçirişine ilk kez Rusya'da tanıklık etti. Rusya'nın hakimiyeti altındaki Batı Türkistan (Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen ve Tacik) toprakları ile sınırı olan ve bu ülkelerle tarihi, dini, etnik ve kültürel bağa sahip Doğu Türkistan Müslümanları da bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyorlardı. Özellikle, merhum İsa Yusuf Alptekin gibi, Batı Türkistan topraklarında görev yapıp komünist Rus zulmüne bizzat şahit olanlar, hem Çin hükümetini hem de Doğu Türkistan Müslümanlarını komünizm tehlikesine karşı uyarıyorlardı. Çünkü komünistler genel bir taktik olarak, iktidara gelene kadar eşitlik, sosyal adalet, milletlerin özgürlüğü gibi kavramlardan bahsediyorlar, ancak sıra uygulamaya gelince durum değişiyordu. Eşitliğin yerini politbüro diktası, sosyal adaletin yerini sömürü, özgürlüklerin yerini ise sürgünler, işkenceler, toplama kampları ve toplu katliamlar alıyordu.

Nitekim aynı gelişmeler Doğu Türkistan'da da yaşandı. İktidarı ele geçirmeden önce 1945'de gerçekleştirilen 7. Kongre'de Mao, komünistlerin, iktidarı ele geçirince farklı etnik kökenlere kendi geleceklerini tayin etme ve kendi kendini yönetme hakkını vereceğini deklare etti. Ancak iktidara gelir gelmez, önceden verdiği sözleri bir anda göz ardı etti ve "Sincan iki bin yıldır Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır, bu nedenle Çin'i federe devletlere bölmenin hiçbir manası yoktur. Bu talep tarihe ve sosyalizme düşmanlık anlamına gelir" açıklamasını yaptı.

Ardından baskı ve zulüm başladı. İlk olarak, Mao ile görüşmek üzere yola çıkan Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin önde gelen liderleri esrarengiz bir uçak kazasında hayatlarını kaybettiler. Daha sonra da Doğu Türkistan'ı kendi toprağı olarak gören ve elinden bırakmak istemeyen Kızıl Çin hükümeti, Müslüman halka karşı acımasız bir soykırıma girişti. İlk savaş Müslümanların inançlarına karşıydı. Dini eğitim veren tüm okullar kapatıldı, din adamları tutuklandı, büyük kısmı da öldürüldü. Camilere Mao'nun resimleri ve Komünist Parti'nin bayrakları asıldı ve Müslümanlara bu resim ve bayraklara saygı gösterilerinde bulunmaları emredildi. Müslümanların bir kısmı Pan-Türkist, bir kısmı da Pan-İslamist oldukları gerekçesi ile gözaltına alınıyor ve idam ediliyordu. Toplu sürgünler ise zulmün bir diğer yüzüydü. Yurtlarından sürülen Müslümanların bir kısmı, zorlu iklim şartları nedeni ile yolda hayatlarını kaybetti. 1949-1952 yılları arasında 2.800.000, 1952-1957 yılları arasında 3.509.000, 1958-1960 yılları arasında 6.700.000, 1961-1965 arasında 13.300.000 Doğu Türkistan Müslümanı çeşitli yollarla öldürüldü.

Müslümanlar bir yandan sistemli olarak katledilirken, bir yandan da onların yerlerine Çinliler yerleştirilmekteydi. Doğu Türkistan'ı bir Çin eyaleti haline getirmek isteyen Maoist rejimin bir diğer yöntemi ise, zorunlu kürtajla "aile planlaması"ydı. Bu uygulamalar bugün de halen devam etmektedir.


Özgürlük Mücadelesinin Önde Gelen İsimleri

20. yüzyılın başı, Doğu Türkistan'da milli ve manevi duyguların uyanmaya başladığı bir dönem oldu. Uygur Türkleri'nin bu "milli uyanışı" Abdülkadir Damulla sayesinde oldu. Dönemin en önemli ihtiyaçlarından birisi halkın, mukaddes değerleri, tarihi ve sahip olduğu miras konusunda bilinçlendirilmesi idi. Abdülkadir Damulla, açtığı Matle'ul Hidayet ismindeki okulla Doğu Türkistan gençlerini bu konuda yetiştirmiş, yayınladığı kitaplarla halkın bilinçlenmesine katkıda bulunmuştur. Abdülkadir Damulla'dan sonra Doğu Türkistan'da mücadeleyi "Üç Efendiler" olarak anılan İsa Yusuf Alptekin, Muhammed Emin Buğra ve Mesud Sabri Baykuzu üstlendiler. Mesud Sabri Baykuzu'nun Doğu Türkistan için verdiği mücadele, 1951 yılında komünist Çin yönetimi tarafından tutuklanıp, 1952 yılında zehirli bir iğneyle öldürülmesi ile son bulmuştur. İsa Yusuf Alptekin ve Muhammed Emin Buğra'nın mücadeleleri ise ömürlerinin sonuna kadar devam etmiştir.

Çin'e bağlı Doğu Türkistan Eyalet Hükümeti'nin Genel Sekreteri olarak görev yapan İsa Yusuf Alptekin, tüm hayatını Doğu Türkistan'ın haklı davasını uluslararası arenada anlatmaya ve Müslümanların esaretten kurtulmasına vakfetmiştir. 26 yaşındayken Batı Türkistan'daki Çin Konsolosluğu'nda çalışmaya başlamıştır. Batı Türkistan'da bulunduğu süre boyunca, Doğu Türkistan'daki bağımsızlık yanlısı kişilerle bağlantı kurmuş ve çalışmalarını gizli olarak yürütmüştür.

İsa Yusuf Alptekin'in en çok üzerinde durduğu konulardan birisi, halkını komünizmden korumak olmuştur. Hatta komünizme karşı daha etkili çalışmalar yapabileceğini düşündüğü için Çin Hükümeti nezdinde temaslar yürütmüş ve 1936-1945 yılları arasında Çin Parlamentosu'nda ülkesini temsil etmiştir. Komünistlerin önce Pekin'i ele geçirmeleri, ardından da Doğu Türkistan'a doğru ilerlemeleri üzerine İsa Yusuf Alptekin vatanından ayrılmak zorunda kalmıştır. 1954 yılında İstanbul'a yerleşen ve çalışmalarını buradan yürüten Alptekin, Doğu Türkistan'da yaşanan zulme dünya ülkelerinin dikkatini çekebilmek için birçok ülkeyi dolaşmış, konferanslara, panellere katılmış, üniversitelerde konuşmalar yapmıştır.

Muhammed Emin Buğra ise Doğu Türkistan mücadelesi tarihine Doğu Türkistan Tarihi adlı dev eseri ile geçmiştir. 1931'deki bağımsızlık hareketinde bizzat görev almış ve Hotan, Yarkent gibi şehirlerin Çin işgalinden kurtulmasını sağlamıştır. 1944 yılında kurulan Doğu Türkistan Devleti’nde bakanlık yapmış, komünist Çin işgalinin gerçekleşmesinden kısa bir süre önce ise Hindistan'a iltica etmiştir. Buradan Türkiye'ye geçmiş, mücadelesine devam etmiştir.

Bu vatansever insanların yaşamları boyunca şerefle sürdürdükleri bağımsızlık mücadelesi bugün de aynı hızla devam etmektedir. Şu anda uluslararası arenada Doğu Türkistan için faaliyet gösteren yirmiye yakın vakıf ve dernek vardır. Bu dernekler Doğu Türkistan Milli Kurultayı (ETNC)'nın şemsiyesi altında toplanmıştır ve Doğu Türkistan halkının sesini dünyaya duyurabilmek için çalışmalar yürütmektedir.


Doğu Türkistan’a Çin İşkencesi

Doğu Türkistan toprakları bin yıl boyunca İslam yurdu olmuştur. Ancak yarım asırdan fazla bir süredir, Doğu Türkistan topraklarında Müslümanlar, komünist Çin yönetiminin işgali altında yaşamaktadırlar. Urumçi Üniversitesi'nin duvarında yer alan ve 2 Ekim 1988 tarihli İngiliz The Independent gazetesinin bölge sorumlusu Andrew Higgins'in deyimiyle "katıksız ırkçı düşünce ile zehirlenmiş bir zihniyetin göstergesi" olan bir yazı, Çinlilerin Uygur Türkleri'ne bakış açısını yansıtmaktadır: "Uygur erkeklerini sonsuza kadar kölemiz yapalım, Uygur kadınlarını da asırlar boyunca fahişemiz."

Bölgede 1 milyon kadar askerini silah altında tutan Çin, Doğu Türkistan'da Müslümanların attığı her adımı kontrol etmektedir. Yollarda kurulmuş olan askeri denetim noktalarında tüm araçlar tek tek durdurulup içleri aranırken erkekler hakarete uğrayıp tartaklanmakta, Müslüman kadınlar ise tacize uğramaktadırlar. Çin'in baskısı, yolların tutulması veya askeri birliklerin sık sık evlerde arama yapması ile de sınırlı değildir. Japonya'da yayınlanan Mainichi Daily News gazetesi bu ağır baskıyı 29 Haziran 2000 tarihli sayısında şöyle aktarmıştır:

(Doğu Türkistan'da) Çin'in denetimi gün geçtikçe artmakta ve daha da dayanılmaz bir hal almaktadır. Halkın Kurtuluş Ordusu her yerde. İletişim sınırlı ve polis denetiminde yapılabiliyor. Çok az köyde telefon var ve bu hatların hepsi dinleniyor. Bir kişi sadece boş bir şüphe üzerine yıllar boyunca tutuklu kalabiliyor.

Müslümanlar keyfi olarak tutuklanıp çalışma kamplarına gönderilmekte, asılsız suçlamalarla idam edilmekte, zaman zaman da toplu olarak katledilmektedirler. Bunun yanı sıra, namazlarını gizli kılmak zorunda kalmakta, oruç tutmalarına izin verilmemekte, dini eğitim almaları engellenmektedir. Müslüman nüfusun sayısının artmasını engellemek için uygulanan metot ise insanlık dışıdır: kadınlara zorla kürtaj yapılmakta, birden fazla çocuğa sahip olanların çocukları ellerinden alınmaktadır.


YERALTI KAYNAKLARI

Doğu Türkistan; petrol, wolfram, altın, kömür, uranyum gibi stratejik hammaddelere ve sayısız yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip bir ülkedir. Çin'de mevcut 148 madenin 118 çeşidi Doğu Türkistan'dan çıkarılmaktadır. Doğu Türkistan'da şimdiye kadar 5000 yerde maden ocağı işletmeye açılmış olup; Çin'deki toplam maden ocaklarının %85'ini teşkil eder. Yaklaşık 500 bölgeden "petrol", 30 bölgeden "doğalgaz" çıkarılmaktadır. Petrol rezervi 8 milyar ton olarak tespit edilmiştir. Her yıl 10 milyon ton petrol Çin'e taşınmaktadır. Çin'in kömür rezervinin yarısı Doğu Türkistan'dadır. Yıllık "altın" üretimi 360 kg. civarındadır. Uranyum, wolfram gibi stratejik madenlerle tuz ve renkli kristal taşları Doğu Türkistan'ın başlıca yeraltı ürünlerindendir. 150 bin km2 tarım arazisine, bir o kadar ekilebilen toprağa ve 12 bin km2 genişliğinde ormanlık alana sahip Doğu Türkistan yaylalarında 60 milyona yakın küçük ve büyükbaş hayvan beslenmektedir. Sanayi kuruluşlarında çalışanların %90'ını ve petrol tesislerinde çalışanların %99'unu bölgeye yerleştirilen Çinliler oluşturmaktadır.


KÜLTÜREL YAPI

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde halkın % 50'si Uygur Türkçesi ile konuşmaktadır. 1000 seneden beri kullandıkları Arap Alfabesi Çin hükümeti tarafından 23.10.1969 tarihinde tamamen yasaklanmıştır. Onun yerine Çin fonetiğine uygun olarak hazırlanan Latin Alfabesi kabul ettirilmiştir 1980'li yıllarda Uygur aydınlarının hazırlamış oldukları, Uygur fonetiğine uygun Kiril Alfabesi projesi Pekin tarafından reddedilmiştir. Bunun yanında halkın büyük çoğunluğunun Türk olması sebebiyle Doğu Türkistan'da her şeye rağmen Türkçe konuşulmaktadır. Eski bir Türk yurdu olan Doğu Türkistan, Türklerin ilk yerleşik hayata başladığı yurtlardan biridir, Uygur mimarisi ise dünyaca meşhurdur ve Türk-İslam mimarisi özelliklerini ihtiva eder. Yeni Uygur edebiyatı dönemi (XIX.yy. Uygur edebiyatı) Doğu Türkistan'daki Çin istilâ ordularını, Çin hakimiyetini ve onlara karşı yapılan mücadeleleri işleyen eserlerin çok olduğu bir dönemdir. Ortaya çıkan edebî eserler, Uygur Türklerinde meydana gelen yeni millî edebiyatın temelini oluşturmuştur.


EĞİTİM-ÖĞRETİM

Doğu Türkistan'da okuma-yazma bilmeyenlerin oranı % 58-60 civarındadır. Yayınların ise ancak %16'sı Uygur Türkçesiyledir. Doğu Türkistan bölgesinin tarihi, kültürü ve etnik geçmişine dair bilgilerin resmî yorumdan farklı olarak verilmesi yasaklanmıştır. Öğretim kurumlarının yabancı ülkelerdeki öğretim kurumlarıyla doğrudan ilişki kurmaları da yasaklanmıştır. Aksi hareket edenler ise en ağır cezalara çarptırılmaktadır. Her sene alfabe değiştirilmesi yüzünden çocukların eğitimi eksik kalmakta ve öğrenim görmeleri engellenmektedir. 
 

6/10/2007

KIRGIZİSTAN


Yüz ölçümü (km2): 198.500

Başkenti: Bişkek (602.000)

Başlıca Şehirleri: Oş, Karakol, Celal-Abad, Tokmok, Kara-Balta

Komşuları: Kuzeyde Kazakistan, güneydoğu ve doğusunda Çin Halk Cumhuriyeti, batısında Özbekistan ve güneybatısında Tacikistan’dır.

Önemli Gölleri: Ülkede 3000’e yakın göl vardır, bunlardan en önemlisi ve aynı zamanda dünyanın ikinci büyük krater gölü olan Issık Gölü’dür.

Önemli Nehirleri: Narın, Tar, Kurşab, Talas, Alay, Çuy ve Kızılsu.

İklimi: Karasal iklim.

Tarımsal Ürünleri: Pamuk, yün, ipek, sebze ve meyve, saman ve kenevir.

Sanayi Dalları: Tekstil, gıda, maden ve metalurji end. elektronik, demirdışı metaller, şeker, ipek ve koza işleme, tarım ve iş makineleri, konservecilik.

Nüfus (1994) : 5.000.000

Kadın Nüfusu(%) : 50.7

Erkek Nüfusu(%) : 49.3

Nüfus Dağılımı : % 66.3 Kırgız, %12.7 Özbek, %7 Rus, %2.4 Ukraynalı, %11.6 Diğer.


Kırgızlar, oldukça köklü bir Türk boyudur. Çin, İran, Soğd, Doğu Türkistan gibi memleketler üzerinde etkili olmuşlar ve Hokant Hanlığı vasıtasıyla Osmanlı Devleti ile ilişkiler kurmuşlardır. Çin kaynaklarında adları Hakas veya Keges olarak geçmektedir. Ruslar ise bir müddet Kazaklar'a da Kırgız demişlerdir. Kırgız adının Kırk Oğuz sözünden Kırkız'a dönüştüğü ve "öldürülemez, baş eğdirilemez" anlamlarına geldiği yolunda görüşler vardır.

Kırgızlar'ın ana yurdu Kırgızistan, 1876'da resmen Rusya'nın idaresine girer. Ancak diğer Türk boylan gibi Kırgızlar da zaman zaman Rusya'ya karşı isyan etmişlerdir. Son büyük isyanlardan biri olan 1916 isyanında Kırgızlar'ın bir kısmı Doğu Türkistan'a göç etmek zorunda kalır. 20. yüzyılın başında verilen hürriyet mücadelesinin sonunda 1918'de ilân edilen Türkistan özerk vilayetinin bir parçası olarak kurulan Kırgızistan, Bolşevik kuvvetlerinin Türkistan'ı işgal etmesiyle, diğer Türkistan cumhuriyetleri ile birlikte Rusya Federasyonu'na bağlanır. Ardından 1925'te özerk vilayet, 1926'da özerk cumhuriyet, 5 Aralık 1936'da Sovyetler Birliği cumhuriyeti olur. 70 yıllık Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra diğer Türk cumhuriyetleri ile birlikte 31 Ağustos 1991'de bağımsızlığına kavuşur.

 

EKONOMİK YAPI
 

TARIM

Kırgızistan ekonomisinde tarım kesiminin ağırlığı, milli gelire, istihdam ve ihracattaki payları itibariyle büyüktür. Yüz ölçümü 198500 kilometrekare olan Kırgızistan’ın, toplam yüzölçümünün yüzde 50’sinden fazlası 3000 metre, yüzde 25’i de 4000 metre yüksekliktedir. Çok sayıda yükseltinin oluşturduğu bu coğrafi konum, akarsuların kollara ayrılmasına sebep olmuş ve sonuçta enerji üretimini kolaylaştırmıştır.

Ülkedeki başlıca dağlar, Aka ve Fergana dağlarıdır. Kırgızistan’da dağlar genel olarak ülkenin doğu batı kesiminde yer almaktadır. Ülkenin en yüksek tepesi 7439 metre yüksekliğe sahip olan Han Tepesi’dir. Fergana dağları, güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda olup, Kırgızistan’ı ortadan keser. Akarsuların mecraları ve aktığı vadiler ülkenin tarım arazisini oluşturur.

Tarım kesiminde, ekilebilir arazi alanının sınırlı olması sebebiyle hayvancılık önemli bir yer tutmaktadır. Ülke sulama konusunda oldukça ileri sisteme sahip bulunmaktadır.

Kırgızistan’ın başlıca akarsuları; Narın Suyu, Sırıderya kollarından Tar ve Kurbaş, Amuderya kollarından da Kızıl Su’dur. Dünyanın ikinci büyük krater gölü olan Issık Gölü (sıcak su gölü) Kırgızistan’da bulunur. Bu göl Altay Dağları’ndadır. Turizm açısından da önem arzeden 6202 km’lik Issık Gölü 1609 metre yükseklikte olup, 702 metre derinliğine sahiptir.

Denizden uzak olan Kırgızistan, ovalar ve çöllerle çevrilidir. Coğrafi konumu, ülke iklimini büyük ölçüde etkilemektedir. Dağ etekleri sıcak çöl rüzgarlarının etkilerine maruz kalmaktadır. Yüksek kısımlarda ise, sıcaklık çok düşüktür. Aradaki bölgeler rutubetli olup, daha çok yağış alır. Bitki örtüsünün büyük bir kısmını mera ve ormanlar oluşturur. Tarım arazilerini teşkil eden vadiler batıdaki düzlüklere açılır.

Ülke genelinde karasal iklim hakimdir. Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları fazladır. Ülkenin yüzde 75’i, yılın büyük bir kısmında kar ve buzlarla kaplıdır. Ülke iklimi dağlık bölgelerde ve vadilerde yüksekliklerine göre değişiklik gösterir.

Gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 47’sini oluşturan ve toplam işgücünün 1/3’ünü istihdam eden tarım ve hayvancılık ülke ekonomisinin baş sektörünü oluşturmaktadır. Üretilen başlıca ürünler, pamuk, yün, deri, ipek, sebze ve meyvedir.

Kırgızistan arazisinin yüzde 7’si tarım arazisidir. Çalışan nüfusun yüzde 33’ünü barındıran tarım sektörünün genel ekonomiye katkısı yüzde 40 dolaylarındadır. Tarım arazisinin yaklaşık yüzde 70’i (1 milyon hektar kadar) sulanmaktadır.

Başlıca ürünler; hububat, şeker pancarı, patates, kenevir, tütün, sebze ve meyvelerdir. İpekçilik de hayli gelişmiş olup, Orta Asya’nın en büyük ipek koza işleme tesisleri ve ipekli kumaş fabrikası Kırgızistan’da bulunmaktadır.

1994 yılında, 764.8 milyon somluk tarımsal üretim elde edilmiştir. Bu üretimin yüzde 64’ü özel mülkiyete konu olan çiftliklerde, yüzde 30’u devlet çiftliklerinde, yüzde 6’sı da ferdi üretimle yapılmıştır.

1992 yılında, tarım ürünlerinin fiyatı prensipte serbest bırakılmasına rağmen, üretimin yarısı hala devlet sistemi içinde satın alınmakta olup, devlet birçok ürünün başlıca alıcısı durumundadır. Depolama ve işleme tesislerinin mülkiyeti muhafaza edilmektedir.

1990 yılı sonlarında hükümet, devlet ve kollektif çiftliklerinin yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesi ile ilgili bir program başlatmıştır. Özellikle, çiftliklerin mülkiyeti ve yönetim yapısının yeniden düzenlenmesi konularına önem verilmektedir.

Tarımsal reformun uzun vadedeki hedefi, özel ve rekabetçi bir serbest pazarın oluşturulduğu, kaynakların yeterince değerlendirildiği, doğal kaynakların korunduğu ve çiftçi ailelerine yeterli gelirin sağlana-bildiği bir yapılanmanın sağlanmasıdır.

Bu amaca yönelik olarak, devlet çiftliklerinin özelleştirilmesi çalışmalarının tamamlanması için aşağıdaki hedeflere ulaşılması planlanmıştır;

* Nispi fiyatların, uluslararası nispi fiyatlar seviyesine getirilmesi,

* Tarım sektörünün tamamıyla uluslararası girdi ve çıktı ticaretine entegre edilmesi,

* Girdi ve çıktıların pazarlamasının rekabete uygun hale getirilmesi,

* Dar gelirlilere yardım amacıyla küçük çiftçilere kredi ve zirai alet ve makine verilmesi veya başka iş alanları oluşturulması.

Hedeflere ulaşılması için, uzmanlarca, çiftçilik sisteminin kökten değiştirilmesi, girdilerde uygulanacak sübvansiyonların yeniden değerlendirilmesi, uzun vadede kar getirmeyecek çiftliklere yatırım yapılmaması ve nispi fiyatları kötü yönde etkileyecek maliyetlere müsaade edilmemesi, reorganize olmayan işletme ve çiftliklerin kapatılmaları önerilmektedir.
 

HAYVANCILIK

343 solhoz ve 204 kolhoz bulunan Kırgızistan’da, hayvan yetiştiriciliği büyük bir önem taşımaktadır. 8 milyon hektar doğal mera alanı ülkede, meralar daha çok yaylalarda ve alçak dağ yamaçlarında bulunmaktadır.

1990-91yılları arasında tarım ve hayvancılık gelirinin yüzde 66’sını hayvancılık oluşturmaktadır. Ülkede 10.5 milyon koyun ve keçi, 1.1 milyon büyükbaş hayvan ve 0.4 milyon domuz vardır. Bunların yanısıra soylu at, tavşan ve kümes hayvanları yetiştirilmektedir.

Hayvancılık alanında et, süt ve mamullerinin yanısıra yapağı da elde edilmektedir. Bu konuda ülke, eski Sovyetler Birliği ülkeleri arasında üçüncü sırada yer almaktadır.

Sovyetler Birliği’nin üretim stratejisine paralel olarak, koyun eti, sığır eti, süt ve yün üretimi 1989 yılına kadar artmıştır. Fakat, 1990’lı yıllarda üretimde düşüşler görülmüştür.

Avcılık, ülkenin iç kısımlarında geniş çapta yapılmakta olup, kürkçülük gelişmiş durumdadır. Ülkenin her yerinde geniş yayla meraları bulunduğu için, arıcılık bir hayli gelişmiştir ve yüksek kalitede bal üretilmektedir. Uygun bir ortam oluşturulan akarsularda ve göllerde de balıkçılık yaygın şekilde yapılmaktadır.
 

ENERJİ

Enerjisinin büyük kısmını ithalatla karşılayan Kırgızistan’ın enerji tüketimi, sanayi yapısına ve kişi başına düşen gelire oranla bir hayli yüksektir. Enerji tüketiminin yarıdan fazlası petrol ve doğal gazdan oluşmaktadır. Kişi başına düşen enerji tüketimi yaklaşık 0.175 TEP’dir. Hidroelektrik enerjinin tamamı, kömürün ise büyük bir kısmı yurt içinden temin edilirken, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir bölümü ithalatla karşılanmaktadır.

Hidroelektrik enerji, Kırgızistan’ın en önemli enerji kaynağıdır. Hidroelektrik enerji üretiminin en yüksek seviyesine, nispeten daha az enerji ihtiyacı duyulan yaz aylarında ulaşılmaktadır.

Enerji üretim seviyesinin, reform hareketlerinden önceki seviyeye, ancak önümüzdeki on yılın sonunda gelebileceği, aynı paralelde enerji fiyatlarındaki relatif yükselme eğiliminin de, ithal enerji fiyatları uluslararası seviyeye ulaşıncaya kadar devam edeceği tahmin edilmektedir.

1996 yılında Kırgızistan’daki elektrik enerjisi üretimi yüzde 11.4 oranında artmıştır.

Kırgız Hükümeti, kalkınma planlarına, 2010 yılında bitmek üzere 6800 MW’lık bir hidroelektrik santrali yapımı işinin dahil edilmesini teklif etmektedir. Planlar 2010 yılında faaliyete geçmek üzere, yeni bir tesisin yapılmasını öngörmektedir. Bu kapsama Kulanak, Kokomera, Yukarı Narın, Kambarata ve Aşağı Narın’de bir seri hidroelektrik santralinin yapılması da dahil edilmiştir.
 

PETROL VE DOĞAL GAZ

Kırgızistan’ın petrol ve gaz yatakları Fergana vadisinin kuzeydoğu kesiminde yer almaktadır. Bu yataklar petrol ve gaz oluşabilecek şekilde tabakalıdırlar. Bunlar; petrol (Chyghysh Izbackent), gaz (Kızıl-Alma ve Suzak) ve gaz buharı (Tunduk Kracakum)’dır.

Jeolojik ve jeofizik verilere ve ayrıca jeodinamik analizlere dayanarak oluşturulan modele göre, bilim adamları Chyghysh-Chu, Aksay, Narin ve diğer dağlık çöküntülerde önemli miktarlarda hidrokarbon hammadde yataklarının olabileceğini tahmin etmektedirler.

1994 yılında dağlık çöküntülerde petrol ve gaz aranmasına yönelik jeolojik çalışmalar hız kazanmıştır. Doğu Çuy, doğu Issık-Kul ve Aksay dağlık çöküntülerinde geniş petrol ve gaz rezervleri bulunduğu tahmin edilmektedir.

Hükümet, 1994 yılından başlayarak; güneş, rüzgar, jeotermal ve mini hidroelektrik santralleri gibi konvansiyonel olmayan enerji kaynaklarından üretim sağlamayı öngören bir politikayı uygulamaya koymuştur. Yerleşim bölgelerinde güneş enerjisi kullanımı, jeotermal enerji üretimi, rüzgardan elektrik üretimi ve küçük hidroelektrik santraller bu politikanın en önemli öğeleridir.
 

MADENCİLİK

Kırgız Cumhuriyeti’ne ait madenler ulusal mülkiyettir ve alım satım taahhüt altında değildir. Madenler, alıcılara kullanılmak üzere verilir. Karşılığı ise, yatağın endüstriyel olarak işletilmesi sırasındaki ekonomik değeri esasa alınarak, taksitler halinde tahsil edilir.

Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti madenlerin idaresine yönelik fonksiyonlarını (madenlerin korunması ve kullanılması ile ilgili olan) devlet adına Kırgız Devleti Jeoloji Komitesi (KSCG)’ne devretmiştir.

Ülkenin dünyada eşine ender rastlanır bir jeolojik konumu vardır. Kırgızistan, Ural Moğolistan ve Alp-Himalaya gibi yeryüzünün iki büyük kıvrım kuşağının sınırında yer almaktadır.

Kırgızistan topraklarında 115 çeşit mineral yatağı ve zuhuru ortaya çıkarılmıştır. Devletin hammadde kaynak stoklarında 1000’den fazla endüstriyel yatak ve cevher zuhurları olmakla birlikte, 17000’den fazla doğal mineral hammadde ocağı mevcuttur.

Günümüzde devletin 250’den fazla maden araması yapılmış ocağı bulunmaktadır. Kömür, petrol, gaz, demir dışı ve nadir metaller (bakır-kurşun-çinko-antimuan-kalay-volfram v.b.), altın, nadir toprak ve radyoaktif elementler, çeşitli tipte yapı malzemeleri, kimyasal ve cevher içeren kayaçlar, diğer hammaddeler, yarı değerli taşlar, yeraltı tatlı ve sıcak mineralli su kaynakları mevcuttur.

Kırgızistan’da Kumtor, Jerur, Makmar, Taldibulak, Levoberezni’de ve Akyüz-Bordu cevher bölgelerinde küçük ve orta ölçekli altın kaynakları mevcuttur.

Ülkede madencilikle ilgili çalışan yabancı yatırımcılar ve yerel madenci müteşebbislerin yardımları ile altın yataklarının hızlanan endüstriyel gelişimi, ülkede üretilen altın miktarının artmasında etkili olacaktır.

Kırgızistan’da Kumtor altın madeninin tam kapasiteyle çalışmaya başlamasıyla ülkenin toplam iç üretiminin yaklaşık yüzde 5 artabileceği belirtilmektedir.

Büyük altın yatakları, altın-bakır, altın-kobalt, altın-antimuan, altın-polimetal vb gibi bileşik cevher yataklarında yoğunlaşmıştır.

Gelecek 3-4 yıl içinde yürütülecek jeolojik araştırmalarla keşfedilecek altın yatakları için bazı verilerin olması ve ayrıca ülkede 1.5-2 ile 15-20 tonluk tahmini rezervi bulunan bazı altın yatak ve zuhurları anahtar bir rol oynamaktadır.

Kırgızistan’da önemli miktarlarda demirli metal, demir ve Titan-yum yatakları bulunmuştur. Ancak bunlar henüz işletilmiş değildir. Endüstriyel olarak işletilmek için en ümit verici olanı demir yataklarıdır.

Alüminyum, bakır, bizmut, kalay, volfram, civa ve antimuan yatakları, demir dışı ve nadir metallerin hammadde tabanını teşkil eder. yüzde 20-22 alüminyum oksit içeren Sandık ve Zardanek yataklarındaki nefelinli siyenitler, alüminyum üretimi için kullanılabilirler. Bu yatakların rezervleri önemli miktarlara ulaşmaktadır.

Kırgızistan eski Sovyetler Birliği’nde başlıca civa üreten devletti. Haydarkan civa işletmesi, incelenmesi tamamlanmış olan Haydarkan, Çauvi, Novoe ve Çonkoi yataklarından çıkarılan cevheri kullanmaktadır. Toplam civa rezervi 45000 tondur.

Ülkede, yüksek şifa özelliklerine sahip bol miktarda termal ve maden suyu kaynakları mevcuttur. Bu sulardan, bir çok sağlık merkezi ve otellerin (Calal-Abad, Jety-Oğuz, Işık-Ata ve Teploklyuchenlea gibi) bulunduğu Issık ve Celal-Abad bölgelerinde etkin şekilde faydalanılmaktadır. Arashan, Kara-Şoro, Aksu ve Frunze’deki maden suları şişelenip satılmaktadır.

Antimon Kırgızistan’da geleneksel bir mineraldir. Bağımsız devletler Topluluğu’ndaki yegane antimon işletmesi Kırgızistan’dadır.

Kalay ve kalay-volfram mineralizasyon birimlerine Sarıcaz cevher bölgesinde rastlanmaktadır.

Kırgızistan’da madencilik ve metalurji işletmesi nadir toprak element cevherini Kutesai yatağından almaktadır. Açık işletme yönetimi ile elde edilen cevherin yıllık üretimi 250000 ton civarındadır.
 

SANAYİ

Kırgız Cumhuriyeti’nin ekonomisinde tarımdan sonraki ikinci büyük sektör sanayi sektörüdür. Ancak, tarım ve yeraltı kaynaklarının işlenmesine yönelik bir takım sanayiler kurulmuş ve gelişme göstermiştir. Özellikle gıda sektöründe önemli gelişmeler gözlenmiştir. Kırgızistan’da gıda sanayi ve konservecilik alanında Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri arasında dördüncü durumdadır.

Ekonominin oluşturduğu zor koşullar, doğal olarak sanayi sektörünü de olumsuz etkilemiştir. Finansman yetersizliği, hammadde ve malzeme sıkıntıları ve eski teknoloji sorunları ile karşı karşıya olan Kırgızistan’ın sanayi üretiminde, geçmiş yıllarla kıyaslandığında sürekli bir düşüş gözlenir.

Kırgızistan’ın yamaçları ormanlarla kaplıdır, bu da yüzölçümünün yüzde 3.7’si civarındadır. Ülkenin 600.000 hektarlık tarım arazisinde ceviz ağacı ekili olup, ağaçların kerestesinden de yararlanılmaktadır.

Kırgızistan’da hafif sanayi kesimi ekonomide büyük yere sahiptir. Ülkede bu alanda faaliyet gösteren 125 kuruluş vardır. Tekstil sektöründe çok sayıda fabrika ve birlik (holding) vardır. Üretimin bir bölümü ihraç edilmektedir. Örneğin saf yünden iplik veya ipliklik yün gibi.

Elektrik makinelerini, Elektrik Makinaları Kurumu üretmektedir. Kurumun 11 fabrikası vardır. İnşaat malzemeleri (kiremit, tuğla, boya, sıhhi tesisat) üretim tesislerine büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Ekmek ve unlu mamuller sanayii ise gelişme göstermektedir.

Toplam sanayii üreti içinde, hafif sanayi, gıda sanayi ve makine üretim sanayi üretimi yaklaşık yüzde 80’e ulaşmaktadır. Gıda sanayi ve hafif sanayi üretimi bu oranın yüzde 60’ını bulmaktadır. Bu da sanayi kesiminin henüz tüketim malları ağırlıklı bir yapı arz ettiğini göstermektedir.

Kırgızistan’da sanayinin en büyük sorunu Rusya’ya bağımlı olmayı gerektiren koşullardır. Çünkü mevcut sanayinin idamesi için (yedek parça v.s. açısından) Rusya’ya bağımlılık söz konusudur. Aksi halde üretimin durması tehlikesi ile karşı karşıya kalınılabilir. Sanayi girdilerinin diğer ülkelerden sağlanması ekonomik güçlükler meydana getirmektedir.

Uygulanmaya çalışılan özelleştirme politikası sonucunda istihdam problemleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca üretim teknolojisi bakımından da çağın çok gerisinde kalınmıştır. Tüm bu olumsuzlukları doğal sonucu olarak da sınai üretim azalma göstermiştir.

1996 yılı için toplam sanayi üretimi, bir sonraki yıla göre yüzde 10.8 oranında artarak değeri 9.9 milyar som olmuştur. 1997’nin ilk ayında geçen yılın aynı dönemine göre sanayi üretiminde yüzde 28.8 oranında bir artış gerçekleşmiştir.

Kırgızistan’da 1996 yılında yatırım miktarı geçen yıla göre yüzde 18 artarak 4.2 milyar som olmuştur. Üretim amaçlı olmayan yatırımların toplam yatırım miktarı içindeki payı sadece yüzde 9.4 idi. Üretime yönelik yatırımların yüzde 61’i demir dışı metalürji sektörüne, yüzde 16’sı elektrik sektörüne yapılmıştır.
 

ULAŞIM

Kırgızistan’daki mevcut ulaşım sistemi yeterli değildir. Tüm alt sektörler itibarı ile geliştirilmesi gerekmektedir.

Kırgızistan’da taşımacılığın belkemiği karayolu ağıdır. Şehir içi ve şehirlerarası yolların uzunluğu 23000 km’dir. Yolcu taşımacılığının yüzde 87’si, yük taşımacılığının ise yüzde 94’ü, karayolu ile yapılmaktadır. Karayolu ağı, ülke ekonomisi ihtiyaçlarını karşılamak açısından yetersiz kalmaktadır.

Kırgızistan ekonomisi taşımacılık ağırlıklıdır. Karayolu trafiği çok yoğun olmamakla beraber, günde 15000 taşıtın geçtiği yollar olduğu gibi 10000 aracın geçtiği tali yollar da vardır.

Ulaştırma sektöründe, özelleştirme potansiyeli oldukça yüksek olup, öncelik, karayolu taşımacılığına ve yol inşaasına verilmektedir.

Ekonomi yeniden yapılandıkça ve enerji fiyatları yükselmeye devam ettikçe, taşımacılığa talebin azalacağı tahmin edilmektedir.

Demiryolu ulaşımı açısından çok yetersiz bir durumda olan Kırgızistan’da sadece 340 km’lik demiryolu, Kazakistan üzerinden Rusya’-ya devam etmektedir.

Kırgızistan’da havayolu yolcu taşımacılığında önemli bir gelişme mevcuttur. Ülke genelinde Bişkek ve Oş’ta iki büyük havaalanı ve çok miktarda mahalli havaalanları bulunmaktadır.
 

TURİZM

Kırgız Cumhuriyeti Devleti Başkanı Askar Akayev ülkenin bağımsızlığına kavuşmasından sonra yaptığı bir açıklamayla, turizmin ülkenin ekonomisine en önemli katkıyı yapacak öncelikli sektörlerden birisi olduğunu belirterek, turizm sektörüyle ilgili olarak siyasi iradeyi vurgulamıştır.

Gerçekten de ülkenin karşılaştırmalı üstünlükleri arasında yer alan turizm sektöründe dağcılık, tatil, kültür ve sağlık turizmi başlıca faaliyetler arasında gelmektedir. Bugüne kadar mevcut potansiyelin küçük bir kısmı kullanılmış olan Kırgızistan’da doğasının kirlenmemiş olması, özgün kültürel özelliklerini halen koruyor olması ve halkının misafirperverliği ülkeyi uluslararası düzeyde önemli kılmaktadır.

Issık Göl sahilinde yer alan çok sayıdaki dinlenme ve sağlık tesisleri Kırgızistan’ı bağımsızlığını kazandığı 1991 yılına kadar Sovyetler Birliği’nin başlıca tatil turizmi merkezlerinden birisi yapmıştır. Bu zamana kadar özellikle Orta Asya ve Sibirya bölgesinden gelen yaklaşık 600.000 turist Kırgızistan’da 289 konaklama tesisinde tatil yapmaktaydı.

Bunun yanısıra, yüzde 85’ini Doğu Bloku ülkelerinden gelen turistlerin oluşturduğu yaklaşık 10.000 (geri kalanı Batı Avrupa Ülkelerinden) dolaylarındaki turist ise özellikle dağcılık ve sağlık turizmine ilgi göstermekteydi..

Kıgızistan bağımsızlığını kazandıktan sonra turizm hareketinde büyük değişmeler gözlenmiştir. En önemlisi, Sovyetler Birliği ülkelerinden yaz tatili amacıyla, gençlik ve izci kamplarına gelen turist sayısında büyük azalmalar görülmüş, buna karşın iş amacıyla Batılı ve çevre ülkelerden dafa fazla turist gelmeye başlamıştır.

İlave olarak, Kırgızistan’dan da "bavul ticareti" amacıyla yurt dışına çıkan Kırgız vatandaşların sayısında bir artış görülmüştür..

Hiç kuşkusuz Kırgızistan dağcılık turizmi açısından dünyanın en başta gelen ülkelerinden biridir. Ülkenin büyük bir kısmı dağlarla kaplı olup, denizden ortalama yüksekliği 2750 metredir. Ülke dağlık alanların büyük bir kısmı Tanrı Dağları’ndan, bir kısmı ise Pamir Dağları’nda oluşmaktadır.

Kırgızistan’ın genel bitki örtüsü orman, makilikler, bozkır, step, çayır ve su bitkileri oluşturur. Ülke topraklarının yüzde 4.2’si orman, çayır ve maki topluluklarından oluşur. Bitki örtülerinde başlıca görülen tür ise çam, ceviz, şam fıstığı, huş ağacı, akağaç ve kavaktır. Güneybatı Tien-Shan’da bulunan ceviz ormanı özel bir öneme sahiptir.

Kırgızistan’da bulunan irili ufaklı 2.000 göl arasında Issık-Göl (sıcak göl) en önemlisidir. Issık-Göl 6.200 kilometrekarelik yüz ölçümüyle dünyanın 23. büyük gölüdür. Su seviyesi 1609 m. olup, 668 m. derinliğiyle dünyanın en derin göllerinden birisidir.

Kırgızistan’ın sağlık turizmi açısından da değerli termal kaynaklara sahiptir. Bunların başlıcalarını ise tedavi edici nitelikte çeşitli mineral su ve çamur kaynakları oluşturmaktadır. Bu potansiyeli değerlendirmek üzere, özellikle Issık-Göl çevresinde içerisinde sağlık personelinin de hizmet verdiği nitelikli tesisler yapılmıştır.

Son yıllarda giderek ilgi gören turizm türlerinden biri de trek-kingdir. Kırgızistan çok çeşitli trekking güzergahlarına sahiptir.

Kırgızistan’ın sahip olduğu büyüklü küçüklü 40.000 dere ve ırmağıyla rafting için çok iyi şartlar bulunmaktadır. Ülkenin en büyük iki ırmağı olan Çuy ve Narın ise boyutları itibarıyla bu spora daha uygundur.

Kırgızistan’ın kış sporları arasında mukayeseli olarak üstün olduğu faaliyetlerden birisi, kayakçıların helikopter tarafından kayak pistine götürülüp getirilmesiyle yapılan helikopter kayağıdır. Kırgızistan helikopter kayağı için Avrupa ve Japonya’dan turist çekebilme gücüne sahiptir.

Kırgızistan at sporları açısından da son derece iyi bir potansiyele sahiptir. Ülkede çok sayıda atın bulunması , doğasının at gezintileri için uygun olması, halkın atçılık üzerine büyük bir kültür ve geleneğe sahip olması, bu potansiyelin başlıca nedenleri arasında sayılabilir.

Kırgızistan’ın turizm potansiyeli arasında avcılık da önemli yer tutar. Ülkede 72 farklı bölgede 4.3 milyon hektarlık bir alanda sportif amaçlı avcılık ve balıkçılık yapılmaktadır.

Kırgızistan’ın çeşitli bölgelerinde M.Ö. 2.000-3.000 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen, kaya üzerine figüratif resimlere rastlanmaktadır. Bu kaya resimleri genellikle çeşitli hayvanların avlanma sahneleri ile kullanılan arabaları ve dini törenleri tasvir etmektedir.

Kırgızistan’ın bir çok yerinde “Balbal” olarak adlandırılan ve Türk savaşçılarını canlandıran taş insan figürlerine rastlanmaktadır. M.Ö. 7. yy. ile M.S. 2. yy. arasında Kırgızistan topraklarında yaşamış olan İskitler tarafından yapılmış olan mezarlar ve bu mezarların oluşturduğu kabristanlar da Kırgızistan’ın önemli tarihi değerleri arasında bulunmaktadır. Bugün Çuy vadisinde, Sokuluk, Moskovski ve Kemin bölgelerinde rastlanan mezarların boyları 6 metreye kadar uzanmaktadır.

Bişkek’in 60 kilometre doğusunda ve Tokmak’ın 12 kilometre güneyinde yer alan Burana Minaresi ülkede görülmesi gerekli en önemli tarihi eserlerden biridir. 14.yy’da varlığını sürdürmüş olan ve 30 kilometrekarelik bir alan üzerine kurulu bulunan Balasagun şehrinden günümüze kadar kalan tek değer Burana Minaresi ve çevresinde bulunan bazı tarihi yapılardır.

Kırgızistan’da görülmeye değer tarihi eserlerden birisi de ülkenin Çin sınırında Ata Başı bölgesinin 78 kilometre batısında bulunan Taş-Rabat adlı yapıdır. Sağlam duran taş anlamına gelen Taş-Rabat Orta Asya’nın kesme taştan yapılmış tek binasıdır.

Uzgen minaresi de Burana minaresi gibi, Orta Asya’da görülen minarelerin tipik bir örneğidir. 17 metre uzunluğunda olan minare günü-müze kadar bozulmadan kalabilmiştir. Minare Uzgen şehrinin Karahanlılar’a başkent olduğu bir dönemde, 11.yy’da yapılmıştır.

Süleyman Tepesi, Oş şehrinin tam ortasında bulunması ve hemen göze çarpması nedeniyle en çok gezilen tarihi değerlerden biridir. Süleyman Tepesi’ndeki bir mağara içerisinde bulunan taş aletlerden ve duvar resimlerinden bölgenin tarihinin M.Ö. 4000-5000 yıllarına kadar gittiği tahmin edilmektedir.
 

6/10/2007

KARAKALPAKİSTAN


Yüzölçümü : 164.900 km2

Nüfusu : 1.418.100

Başkenti : Nukus

Karakalpak Özerk Cumhuriyeti, Aral Gölü'nün güneydoğu ve güneybatısında yer alır. Orta kesim, Amuderya ırmağı vadisi ve deltasından oluşur. 164.900 km2'lik bir araziye sahip olan Karakalpakistan'ın iklimi kara iklimidir. Değişik etnik grup ve milliyetlerin yaşadığı cumhuriyette 1.418.100 kişilik nüfus vardır. Karakalpakistan'ın en önemli yerleşim merkezi başkent Nukus'tur. Amuderya deltasının başında kurulmuş olan Nukus 1932'de şehir statüsünü kazandı. Başta gıda işleme tesisleri olmak üzere çeşitli hafif sanayi kuruluşlarının bulunduğu kentte , Özbek Bilimler Akademisi'nin Karakalpak şubesi ile öğretmen okulu, müze ve tiyatro mevcuttur.

Uzun yıllar Kazaklarla da iç içe yaşayan Karakalpaklara ilişkin tarihi kayıtlar ancak 16.yüzyıla kadar iner. Eski yurtlarının Kazan ve Astrahan arasındaki Volga kıyıları olduğu, oradan Amuderya çevresine göç ettikleri bildirilmektedir. 18. yüzyılda Amuderya yöresine yerleşen Karakalpaklar , Özbekler ve Kazaklar dışında bölgede az sayıda Türkmen ve Rus azınlıkları da yaşamaktadır. Karakalpakistan, 1936 yılı Aralık ayında Özbekistan'a katılmıştır. 1 Aralık 1990'da Cumhuriyet Yüksek Konseyi tarafından Karakalpakistan'ın özerkliği kabul edilerek Özbekistan'ın ilk ve tek özerk cumhuriyeti olduğu onaylanmıştır. Kentlerde oturanların oranı % 48 dolayındadır. Başlıca kentler Nukus, Hoceyli, Biruni, Tahyataş, Çimbay, Turtkul ve Altıkıl'dır.


EKONOMİ

Anayasa çerçevesinde demokratik bir ülke olan Özbekistan'ın tecrübesine uymayı taahhüt eden Karakalpakistan, aynı zamanda piyasa ekonomisi politikasını gerçekleştirme yolundadır. Ekonomi büyük ölçüde tarıma dayanır. Sınırlı sanayi sektörü hafif imalat kuruluşları, petrol işleyen rafineriler, Hoceyli'deki tersaneyi, kireçtaşı, alçı, asbest, mermer ve kuvarst kaynaklarını kullanan çok sayıda yapı malzemesi fabrikası ve Tahyataş'taki enerji santralından ibarettir. Pamuğun yanısıra yonca, pirinç ve mısır yetiştirilir. Kızılkum çölünde sığır ve karakul koyunu beslenir. Çiftçilerin büyük çoğunluğu ipek böcekciliği ile uğraşmaktadır. Karakalpakistan , pamuk yetiştirme ve pirinç üretiminde önde gelen bir bölgedir. Özellikle tarım ürünleri ve zengin mineral ve hammadde kaynaklarına bağlı olarak çeşitli sanayii dalları bulunmaktadır.

Karakalpakistan ekolojik bir felaketin eşiğindedir. Aral Gölün'ün kuruması tehlikesi cumhuriyetin en önemli problemidir. 
 

6/10/2007

ÖZBEKİSTAN


Başkenti : Taşkent

Önemli Şehirleri : Semerkand, Buhara, Hive Hokand, Andican, Namangan, Karşı, Çizzak, Nevai, Urgenç ve Nukus.

Komşuları : Kuzeyde ve kuzeydoğusunda Kazakistan ve Kırgızistan, güneybatısında Türkmenistan, güney doğusunda Tacikistan ve güneyinde Afganistan’dır.

Dili : Özbek Türkçesi.

Para Birimi : Sum

Önemli Nehirleri : Surhanderya, Şerabad, Çirşik, Zerefşan, Koskaderya ve Sah nehirleridir

İklimi : Ülke genelinde kurak bir kara iklimi hakimdir.

Doğal Kaynakları :Petrol, doğal gaz, kömür, altın, bakır, gümüş, volfram, ve tugsten’dir

Temel Tarımsal Ürünleri :Buğday, pamuk, sebze, meyve ve ipektir

Temel Sanayi Ürünleri :Tarım ve tekstil makinaları, kimyasallar ve metalurjidir.

Yüz Ölçümü: 447,000 kilometrekare

Nüfus:  21.7 milyon, (1992)

Kent Nüfusu (%) : 50

Kırsal Kesim (%) : 50

Nüfus Yoğunluğu : 49 kişi/km2

Özbek (%): 68.7, Rus (%):, Kazak (%): 4.2, Tatar (%): 4.2, Tacik (%): 3.9, Rus (%): 10, Diğer (%): 1.9


Özbek adı, 14. yüzyılda yaşayan Altın Ordu Hanı Özbek’ten gelmektedir. Özbek Han’ın soyundan gelenler, Fergana Vadisi’ndeki Türkleri toparlayarak yeni bir devlet kurmuşlar ve bu devlete Özbek Devleti adını vermişlerdir. Türkler’in Özbekistan’daki varlığı 6. yüzyıla kadar uzanır. Ruslar ise bu bölgeye 18. yüzyılda girmeye başladılar. 1876’da Hokant Hanlığı’nın ilhakı ile Türkmenistan’ın tamamı Rus idaresine geçti. 1917’de Taşkent’te Sovyet idaresinin kurulmasının ardından Buhara ve Hive Hanı 1920’de tahttan indirildi. Ruslar’ın Türkistan’ı cumhuriyetlere bölme uygulamasıyla, 27 Ekim 1924’te Özbekistan SSC kuruldu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 9 Eylül 1991’de Özbekistan bağımsızlığına kavuştu.

 

ÖZBEKİSTAN'IN EKONOMİK YAPISI
 

Özbekistan’da endüstriden ziyade zirai faaliyetler gelişmiştir. Zirai faaliyetlerin çoğunluğunu pamuk ve hububat teşkil etmektedir. Kurak kara iklimine sahip olan ülkenin kuzeybatısını baştanbaşa Büyük Kızıl Kum Çölü kaplamaktadır. Yıllık ortalama yağış miktarı 200 mm’dir. Doğuya gidildikçe yağışlar artmakta ve 500-600 mm’yi aşmaktadır. Yazları uzun, sıcak ve kuraktır.

Özbekistan dünyanın dördüncü büyük pamuk üreticisi olup, hem kollektif hem de devlet çiftliklerinde yetişen pamuk, tarımsal üretimin gayrisafi değerinin yakalaşık yüzde 40’ını oluşturmaktadır. Uluslararası Pamuk Danışma Komitesi’nin verilerine göre Özbekistan’da pamuk ipliği üretimi yılda 1.25 milyon ton, ve pamuk tüketim hacmi üretimin yüzde 14’ü ile 180 bin tondur.

Hemen hemen tüm işlenmiş arazilerin sulanmasıyla son yıllarda tarımsal üretim de hızla artmıştır. Halen 4.2 milyon hektar arazi 170.000 km’lik kanallarla sulanmaktadır. Sulanan arazi 4.2 milyon hektardır. Sulanan toprakların en önemli ürünü pamuk olup, toplam pamuk üretimi BDT üretiminin 2/3’ünü oluşturmaktadır. Diğer tarım ürünleri ise pirinç, buğday, badem, meyva, üzüm ve ipektir. Pirinç üretiminde ağırlıklı paya sahip olup, BDT’de üretilen pirinçin yaklaşık yarısı ülkede üretilmektedir.

Buğday ülkede üretilen başlıca ürün olmasına rağmen, tüketim ihtiyaçlarının sadece yüzde 25’ini karşılamaktadır. Tarım ürünleri rekoltesi 1993 yılında yüzde 103 olarak gerçekleşmiştir.

Özbekistan Makro ekonomi ve İstatistik Bakanlığı’nın açıklamalarına göre ülkede 1997 yılı tahıl üretimi, Temmuz ayının başına kadar, 2.71 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Geçen yıl aynı dönemde de yapılan hasat miktarı 2.29 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Özbekistan’ın ekonomik yapısı tarım ağırlıklı olup nüfusun yüzde 30’u tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarıma ayrılan arazi toplam arazinin yüzde 9’u olup daha çok, sulanan arazilerde tarım faaliyetleri yapılmaktadır.

İşlenmiş pamuğun büyük bir kısmı Moskova ile BDT’nin Avrupa kıtasında yeralan diğer sanayi şehirlerine gönderilmektedir. Ülkede yaygın pamuk ekimi ve zırai mücadele ilaçlarının kullanımına paralel olarak arazilerde kirlenme ortaya çıkmıştır.

Özbekistan tarımsal üretimin yapıldığı işletmeler 4 ana gruba ayrılmış olup, üretim Kolhozlar, Solhozlar, Meşhozlar (müesseseler arası hizmetleri gören kooperatif kuruluşları veya devlet kuruluşlarıdır.) ve ferdi işletmelerde (kolhoz üyelerine ait evin bahçesi niteliğinde ve iki dekarı geçmeyen aile işletmeleridir.) yapılmaktadır.

Ülkede toplam işletme sayısı 2111 olup, bu işletmelerde çalışan işçi sayısı 3.0 milyon civarındadır. Haziran 1994 itibari ile 4.235.9 bin hektar olan ekili arazinin 1.537.5’i hububat 1.576.9’u endüstri bitkilerine ayrılmıştır.

Son yıllarda, özelleştirme amacıyla, Özbekistan’daki devlet işletmelerinin (sovhozların) kolhozlara dönüştürülmesine başlanmış ve bunun sonucunda birçok kolhoz özelleştirilmiştir. Özbekistan’da malların girdi ve çıktı fiyatlarının serbestleştirilmesi büyük bir kurumsal değişmeyi gerektirmektedir. Değişmenin etkili olabilmesi için, devletin gerçekleştirdiği fonksiyonların özel kuruluşlar tarafından yürütülmesi ve faaliyetlerin yasal ve kurumsal değişikliklerle desteklenmesi gerekmektedir.

Bu reformlardan elde edilen kazançlar, pamuk üretimine çok fazla olan eğilimin ortadan kaldırılması ve dünya ekonomisi ile daha büyük bir bütünleşmeye kayılmasıyla artırabilir. Tarım ve tarım sanayiinde rekabet gücünün artırılması, tarımsal ürün pazarlanması, tarım pazarının geliştirilmesi, tarımsal destek hizmetleri ve tarımsal hastalık ve zararlılarla mücadele gibi konularda Türkiye ile Özbekistan arasında ortak çalışmalar yapılabilir.

Yem sanayii sektöründe Türk özel teşebbüsünün tesis kuma, muhafaza etme, ambalajlama ve işletme bakımından büyük deneyimi bulunmaktadır. Özbekistan’da bu sektörün geliştirilmesinde Türk müteşebbislerin deneyimlerinin önemli katkıları olabileceği düşünülmektedir.


ENERJİ

Ülke ekonomisinde hayvancılık da önemli bir yer tutmaktadır. Kazakistan ile birlikte BDT içinde sığır yetiştiriciliğinde önde gelen ülkelerden biridir. İpek böceği yetiştiriciliği de yaygın olup, BDT koza üretiminin yaklaşık olarak yarısı bu ülkede gerçekleşmektedir.

Özbekistan’da hayvancılık kolhoz, sovhoz ve ortak işletmelerin yanısıra ve önemli ölçüde halkın elindeki özel işletmelerde yapılmakta ve bunun sonucu olarak hayvansal ürünlerin büyük çoğunluğu halkın elindeki özel işletmelerden elde edilmektedir.

Özbekistan’da büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı son yıllarda giderek artış göstermiştir. Buna karşılık kümes hayvanları varlığı ve do-muz varlığında azalma görülmüştür. Özbekistan’da 1994 yılı rakamlarıyla 503 bin ton et üretimi, 3.7 milyon ton süt üretimi, 1788 milyon adet yumurta üretimi gerçekleşmiştir.

Özbekistan’da, son yıllarda hayvansal ürünlerde verimlilik düzeyi, önemli sayılabilecek ölçüde gerileme göstermiştir. Bu gerilemede ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıların yanısıra, hayvancılığın giderek özel sektöre devredilmesi eğiliminin de etkisiyle kolhoz ve sovhozlarda verimliliğin düşmesinin önemli ölçüde payı bulunmaktadır.

Türkmenistan’da olduğu gibi Özbekistan’da da hayvan kesimleri et ve süt mamulleri üretimi ve pazarlaması hijyenik olmayan koşullarda gerçekleştirilmektedir. Et ürünleri kıyma, pirzola, biftek, bonfile gibi sınıflandırma yapılmadan satılmaktadır.

Et ve süt sanayiinde kullanılan makine, ekipman ve teknoloji çok eskidir. Çoğunlukla da Rus malıdır. Bu teknolojilerin yeni teknolojilerle, makine ve ekipmanla değiştirilmesi, halk sağlığı ve ülkenin dünyaya açılması bakımından zorunludur.


ENERJİ

Ülke zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Başlıcaları; altın, alüminyum, doğalgaz, mermer, moliblen, tungsten, ve kömürdür. Kişi başına GSMH Yunanistan, İtalya, ve İspanya’ya kıyasla çok daha düşük olmasına rağmen kişi başına enerji tüketimi söz konusu ülkelerinkine çok yakındır. 1993’te 45 milyar metreküp doğal gaz üreterek Sovyetler Birli-ği’nin en büyük doğal gaz üreticisi durumuna gelmiştir. Doğal gaz toplam enerji miktarının yüzde 67’sini oluşturmaktadır.

Belirgin doğal gaz üretimine rağmen, Özbekistan son yıllarda, artan petrol ve kömür ithaliyle net bir enerji ithalatçısı haline gelmiştir. Yerli petrol ihtiyacının yüzde 75’ini, yani yılda yaklaşık 9 Milyon ton petrol ithal etmektedir. Bunun 5 milyon tonu, ham ve 4 milyon tonu da arıtılmış maddelerden oluşmaktadır. Önemli bir kısmı, Rusya Federasyonu’ndan olmak üzere tüm petrol ithalatı eski Sovyetler Birliği Cumhuriyeti’nden gelmektedir.

Petrol, ithal ürünlerinin fiyatı ocak-eylül 1992 döneminde yüzde 2000’in üzerinde artmıştır. Son zamanlarda 2 petrol kuyusu daha açılmıştır. Bunlardan ilki Türkmenistan sınırı yakınında Kokdumulak, ikincisi ise Fergane vadisinde Minbulak’dır. Özbekistan, uzun dönemde petrolde kendine yetebilme yada mutlak bir petrol ihracatçısı olabilme potansiyeline sahipti


MADENCİLİK

Özbekistan madencilik sektörü önemli bir potansiyele sahiptir. Dünyanın en kaliteli altını (%99.99) Özbekistan’da üretilmektedir. Yılda 60-70 ton altın üretimi ile dünyanın en büyük altın üreticisi arasında yer almaktadır. Ülkedeki 10 altın madeni ile eski SSCB’nin altın üretiminin üçte biri gerçekleştirilmekte ve yüzde 80’i ülkenin kuzeybatısındaki Navoi çölündeki madenlerden gelmektedir.

Bakır rezervleri yaklaşık 800 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. Bu alanda en önemli tesis Almayk’tır. Taşkent’ten 50 km uzaklıktaki Almayk’da, yılda yaklaşık 23 milyon ton üretim yapılmaktadır. Arsenik üretimi de Amayk bakır tesislerinde gerçekleştirilmektedir.

Nuratau bölgesinde Gazgan mermeri çıkarılmaktadır. Ülkede büyük kaolin yatakları mevcuttur. Angren kömür yatağı eski SSCB’nin kaolin rezervelerinin yüzde 42’sine sahiptir. Burada yılda yaklaşık 7 milyon ton kaolin herhangi bir işleme tabi tutulmadan stoklanmaktadır.

Kızılkum Muruntau madeninde hafif metal ve altın işletmesi Uçkuduk altın uranyum projesi geliştirilmekte olup, proje yüzde100 devlet malı olacaktır. Uçkuduk projesi ile yıllık 5 milyon ton cevher çıkarılması hedeflenmektedir.

Kızılkum Murantau hafif metal ve altın işletmesi Uçkuduk altın uranyum projesi geliştirilmekte olup, proje yüzde100 devlet malı olacaktır. Uçkuduk projesi ile yıllık 5 milyon ton cevher çıkarılması hedeflenmektedir.

Madencilik sektörü reformu için özel madencilik yasasına ilaveten, yatırım kararnamesine ve yeni politika ve düzenlemelerin uygulanması için bir kurumsal çerçevenin oluşturulmasına gerek duyulmaktadır.


SANAYİ

Özbekistan’da 1996 yılında sanayii üretiminin değeri 441.1 milyar Sum olmuş ve 1995 yılı seviyesini yüzde 6 oranında aşmıştır.

Ülkenin başlıca sanayi dalları:

-Ağır sanayi

-Petro-kimya sanayi

-Metalurji sanayi

-Makina sanayi

-Kimya sanayi

-Orman ürünleri sanayi

-İnşaat malzemeleri sanayi

-Tekstil sanayi

-Hafif sanayi

Özbekistan sanayisinde Petro-Kiya, ağırlıklı bir yere sahiptir. Petro-Kimya sanayinin en önemli bir bölümü suni gübre üretimine dayanmaktadır. Ülke, yılda 1.5 milyon ton gübre üretimi ile bu alanda Cumhuriyetler arasında dördüncü sırada yer almaktadır.

Özbekistan kimya sanayi ise, pamuk üretimine bağlı olarak gelişmiştir. Kimya sanayi daha çok Fergana bölgesi, Navoi, Hokan, Na-mangan ve Andijan’da yoğunlaşmıştır. Çimento ülkelerinde ise, eski SSCB’de yüzde 4’lük paya sahiptir. Diğer sektörler arasında makine ve teçhizat üretimi de önem taşımaktadır. Özbekistan bu alanda Orta Asya’nın en gelişmiş sanayisine sahiptir.

Özbekistan’ın en önemli hafif sanayi ürünleri pamuklu ve ipekli kumaştır. Cumhuriyette çok sayıda makina halısı, meyve, sebze, balık, hayvan ürünleri ve havyar üretme ve işleme tesisleri de bulunmaktadır. Özellikle, Aral gölü kıyısında Muynak’ta havyar, kurutulmuş, tütsülenmiş ve tuzlanmış balık üretimi gelişmiştir. 4 milyon ton balık üretiminin yüzde 21’i özel sektörün elindedir.

Türkiye ile Özbekistan tarım ve tarıma dayalı sanayilerde ortak çalışma imkanı vardır. Özellikle tarıma girdi veren ve tarımdan girdi alan sanayilerden gıda, tekstil, tarımsal mekanizasyon olmak üzere bir çok alanda işbirliği imkanı bulunmaktadır.

Uçak sanayinin, otomobil sanayi, traktör, tarımsal makina üretimi, sulama teknikleri, elektrik ve elektronik sanayi, tekstil makinaları üretimi, deri ve konfeksiyon sektörlerinde mevcut sanayi kurumlarının geliştirilmesi mümkündür.

1992 ve 1993’te enerji fiyatlarında meydana gelen artışla birlikte sınai üretimde düşme meydana gelmiştir. Yüksek ithal girdi fiyatları ve düşük talep, sınai üretim düşüşünün diğer sebepleri arasındadır.


BANKACILIK

Özbekistan’da finansman ve kredilendirme hemen hemen tümüyle bankacılık içerisinde gerçekleştirilmektedir. Bağımsızlıktan sonra her düzeydeki ekonomik örgütlere belirli düzeyde otonomi ve özerklik verilmesi sonucunda, şirket, birlik, kooperatif, ‘’konsern’’ gibi isimler altında faaliyet gösteren ‘’ekonomik birimlerin’’ finansman ve kredi ihtiyaçları için iki kademeli bir bankacılık düzeni kurulmuştur.

Özbekistan’da banka sistemi aşağıdaki şekilde gelişme göstermektedir.

1. Merkez Bankası ve alt kuruluşları

2. Dış Ekonomik Faaliyetler Bankası

3. Devlet Hisseli Endüstri ve İnşaat Bankası

4. Devlet Hisseli Ziraat ve Endüsri Bankası

5. Özbekistan-Tasarruf ve Kredilendirme Devlet Ticaret Bankası

6. Yabancı sermaye ortaklıkları da dahil, hisse senedi ve tahvil ihracı ile

kurulmuş ticari bankalar

7. Kooperatif nitelikli veya özel bankalar

Ticari bankaların tüm faaliyetleri Merkez Bankasınca tescil edilmektedir. Merkez Bankasının izni ile diğer ülkelerde şube ve kredi kurumları açma hakları bulunmaktadır.


TURİZM

Özbekistan, Semerkand, Buhara, Kiva, Taşkent, Hokand’da olmak üzere Orta Asya’nın en önemli tarihi ve kültürel merkezlerini ve birçok kültürel abideyi bünyesinde toplayan bir açık hava müzesidir.

Büyük Türk-İslam alimlerinin kabirlerinin ve medreselerinin bulunduğu Semerkand ve Buhara şehirleri bütün Türk dünyasının ilgi odağını oluşturmaktadır. Bu vesileyle komşu cumhuriyetler başta olmak üzere birçok ülkeden Özbekistan’a gelen turist sayısında ciddi artışlar gözlenmektedir.

Başkent Taşkent’te Avrupa standartlarında oteller bulunmaktadır.


ULAŞTIRMA

Orta Asya’da önemli bir jeopolitik konumda olan Özbekistan, diğer BDT ülkelerine göre daha gelişmiş bir ulaştırma sistemine sahiptir. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Özbekistan’ın ulaştırma sisteminin temeli, karayolu ağırlıklıdır.

Kazakistan üzerinden Çin’e demiryolu bağlantısı mevcuttur.Türkmenistan üzerinden İran’a ve Orta Doğu’ya da demiryolu bağlantısı bulunmaktadır. Pakistan ile birlikte hazırlanan ve Termez-Karaçi kentlerini birbirine bağlayacak olan karayolu projesinin gerçekleştirilmesi için Afganistan’da istikrar beklenmektedir.

Taşkent, Orta Asya’nın havayolu ulaştırma ağında bir merkez görevi yürütmektedir. Ülkede Taşkent ile birlikte 8 sivil havaalanı vardır.

1991 yılında SSCB dışında sadece Delhi ve Kabil’e uçan Özbek Havayolları; bugün BDT’de yer alan 28 kentin yanısıra Amerika, Avrupa ve Asya’da 20 ülkeye yük ve yolcu taşımaktadır Taşkent, Semerkand ve Termez havaalanları, uluslararası havaalanı statüsündedir.

Dış ticarete konu olan malların önemli bir kısmı demiryolu ile Baltık limanlarından yapılmaktadır.
 

Şehir İçi ve Şehirler Arası Ulaşım İmkanları

Şehir içinde toplu taşımacılık araçlarından otobüs, traleybüs, ve Taşkent’te metro mevcuttur. Taksi plakalı araçların yanısıra yoldan geçen herhangi bir araç da taksi hizmeti vermektedir.

Ülkede tarfik kuralları denetim ve uygulaması oturmuştur. Hata yapan sürücülere kesilen ceza çok yüksektir.

Şehirlerde taksi ücretleri pazarlığa tabidir. Şehirlerarası yolculuklarda daha çok havayolu taşımacılığı tercih edilmektedir.
 

6/10/2007

KABARTAY-BALKAR TÜRKLERİ


Yüzölçümü : 12.500 km2

Nüfusu : 900.000

Başkenti : Nalçik

Büyük Kafkaslar'ın kuzey yamacında yer alan ülkenin, kuzeyinde Stavropol krayı, doğusunda Kuzey Osetya Cumhuriyeti, güneyinde Gürcistan ve batısında Karaçay-Çerkez Özerk Cumhuriyeti yer almaktadır.1998 tahminlerine göre nüfusu 900 bin kişi kadar olan Kabartay-Balkar Cumhuriyeti'nin alanı 12 500 km2' ve başşehri 240 500 nüfuslu Nalçik'dir. Coğrafi açıdan üç bölgeye ayrılır. Güneyde, birbirine paralel dağ sıralarından (Glavni, Peredovoy, Skalisti ve Çornıye) oluşan ve ülkenin güney sınırını çizen Büyük Kafkas Dağları uzanır. Bu dağların en yüksek dorukları Elbruz 5642, Dihtau 5203, Koştantau 5144, Djangitau 5049 ve Shara 5068 m.'dir. Bölgede hızlı akışlı akarsuların kaynaklarını oluşturan çok sayıda buzul vardır. Buzul alanlarının altındaki ikinci bölgede Alpin çayırlar, iğne yapraklı ve yaprak döken (kayın,meşe, kızılağaç, gürgen, akçaağaç, dişbudak ve kavak) ağaçlardan oluşan ormanlar yer alır. Sıradağların, deniz seviyesinden yükseklikleri 500-700 m.arasında değişen kuzey eteklerinde yaprak döken ağaçlardan oluşan ormanlar uzanır; vadilerin daha geniş kesimleri ise çayırlarla kaplıdır. Kuzey ve kuzeybatıda yer alan üçüncü bölge düz Kabartay Ovası'ndan oluşur; Çerek,Çegem, Baksan ve Malka ırmaklarının birleşmesiyle oluşan Terek ırmağı ovayı boydan boya geçer. Terek'in batısında ve doğusunda Büyük ve Küçük Kabartay ovaları yer alır. Bölgenin doğal bitki örtüsü çayırlar ve verimli çernozem topraklarını kaplayan sorguç otu steplerinden oluşur, bununla birlikte, stepler temizlenerek bu toprakların büyük bölümü tarıma açılmıştır. Kabartay-Balkar'a hakim olan karasal iklim yüzey şekillerine göre bölgeden bölgeye farklılık gösterir; Yazlar genellikle sıcak geçer, ortalama sıcaklık temmuz ayında 22°C, ocak ayında ise -40°C'dir. Dağlarda 750 mm'yi geçen yıllık yağış miktarı, oldukça kurak olan Kabartay Ovası'nda 500 mm'ye düşer.


İDARİ YAPI VE NÜFUS ÖZELLİKLERİ

Merkezi Kafkasya'nın yüksek dağlık bölgelerinde yaşayan ve kendilerine Taulı (dağlı) denen Balkarlar, Karaçayların doğusunda Baksam, Çegem ve Çerek nehirlerinin geçtiği vadilerde yoğunlaşmışlardır. Kendi aralarında Mezengiy, Bezingi, Hulamlı, Çezemli, Baksamlı gibi kollara ayrılan Balkarlar; 1989 sayımına göre BDT'da toplam 88 771 kişidir. Ancak bunun 71 bin kadarı kendi ülkelerinde yaşamaktalar. l5.yy. sonlarında Osmanlı'ya bağlanan Balkarlar, 1827'de Rus hakimiyetine girmişlerdir. 1917'den sonra Karaçaylılarla birlikte Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti içinde yer almışlar ve 1921'de Kabartay oblastına katılmışlardır. Bu yönetim birimine,1922'de Kabartay-Balkar Özerk oblastı adı verilmiş ve 1936'da da özerk cumhuriyet statüsü tanınmıştır. II. Dünya Savaşı'nda Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle 1943'de Orta Asya'ya sürülmüşler ve toprakları da Gürcistan'a katılmıştır. 1956'da ülkelerine dönmelerine izin verilerek 1957'de Kabartay-Balkar ÖSSC yeniden oluşturulmuştur. Halen Rusya Federasyonunu bağlı federe bir cumhuriyettir.


EKONOMİ

Ülkenin başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım genellikle sulamaya dayalıdır. Cumhuriyetin başlıca tarım bölgesi Kabartay Ovası'dır. Bölgede buğday, mısır, ayçiçeği, kenevir, patates, sebze ve meyve yetiştirilir. Dağlık sahalarda koyun ve keçi (441 bin baş) beslenir. Kabartay Ovası'nda ise sığır yetiştiriciliği (236 bin baş) yapılır. Ünlü Kabartey atlarının yetiştirilmesine (24 bin adet) günümüzde de devam edilmektedir, Kabartay-Balkar yeraltı kaynakları bakımından zengin bir bölgedir. Baksan vadisindeki Tirnyauz'un çevresindeki topraklarda molibden ve tungsten çıkarılır. 
 

Alt Menü
VATANSEVER ANA SAYFA

Ana Sayfa

Profil

Favorin Yap

BAŞLANGIÇ SAYFASI YAP

ARAMA





TÜM KONULAR
  • <%RecentEntryTitle%>
SON YORUMLAR
AŞK
selam..
selam
selam...
Süriye Türkmenleri
Suriye Turkmenleri
selam..
DOSTLAR
CENNET TÜRKİYE
MİSAFİRLER

geovisite
geovisite

VATANSEVER
DESTEK
Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us
DESTEKLEYENLER
GÖÇMEN KIZI
ATARAX26
SİTENİZ İÇİN MÜZİK KUTUSU
Image Hosted by ImageShack.us

http://sedatreisvatansever.blogcu.com

© 2007 Bloguya Uyarlayan Turklerklani Diger Blogum: Blogunun Adı
ADINI, PENCEREMİN PUSUNA YAZDIM ÖĞRETMENİM! RESMİNE BAKTIM BİR SÜRE, ELİMDEN TABANCAMI BIRAKTIM ÖĞRETMENİM! ÇİÇEKLERE GÜLLERE SU VERDİM! ÜZERİME GELDİ! KATİL RÜZGAR, GÜLLERİMİ KOPARDI, YAĞMUR YAĞDI, O GÜN, BUGÜN ÇARPIŞMAKTAYIM ZEMHERİYLE! YORULMUŞUM, YORULMUŞ VURGUN YEMİŞİM! KAPINDAYIM YARI CAN, BAK ÖLMEMİŞİM! VURACAKLAR, BİLİYORUM VURACAKLAR ÖĞRETMENİM! PENCEREMİN PUSUNDA GÖZ YAŞLARI VAR,BİLİYORUM VURACAKLAR ÖĞRETMENİM! PENCEREMİN SİGARAMIN DUMANINDA NEFES NEFES! KAÇIYORUM ALABİLDİĞİNE YAĞMURDAN! YOLUMU KESİYOR KATİL RÜZGAR, YARALI BİR CEYLAN GİBİ DÜŞTÜM KAPINA! SIĞINMAK İÇİN SANA KORUNMAK İÇİN, HERGÜN BİN KEZ ÖLÜRÜM YAŞAMAK İÇİN ...! SEDAT REİS

X Arama.com Arama Motoru Toplist Site Ekle Link Ekle Firma Ekle Arama Motorları Toplistler Vote for this Site @ SanalOcak - Toplist Sayfalarim.Net yeniListe.com Msn ifadeleri Bozkurt Dizin Pr3 - Site Ekle
Sayfa.com
TÜRKÇÜ TURANCI FİKİR ALANI (Üye Olunuz)">
TEKRAR ZİYARET ETMENİZ DİLEĞİYLE ALLAH'A EMANET OLUN... SEDAT HAMZA